|
|
|
|
ANADOLU EFSÂNELERİ-6(GÜLCE-Bahçe)
TARSUS EFSÂNELERİ
ESHAB-I KEHF EFSÂNESİ
Sağında Mekselina, Mislina ve Yemliha,
Putperest imparator Dokyanus ortada
“Ashab-ı yemin”di bu üçünün adı…
Solunda oturur bir başka üçlü
“Ashab-ı yesar” derler adına
Debernuş, Şazenuş ve Mernuş,
Müşavere heyeti bu..
Saltanattır doğrusu
Bir yanda onca put
Kabul etmezse
Kul, köle, bay
Gelirdi
Taput..
*
Asırların tırnağında inananın kanı var
İman eden gül bahçesi, inanmayan canavar
*
Ve
Duydu
Dokyanus
Sağında ve
Solundakiler
Tapmaz putlarına
Öfkelendi, bağırdı
'Halk kılıçtan geçiyorken
Bu nasıl bir cürettir hayret! '
Sallandı taht, zulmile sallandı
Haberdi bu, dallandı, budaklandı
Sağda ve solda bir anda yankılandı...
*
Cehennemler göğsünden, yıldırımlar yağdırsa,
...............................................İnanana vız gelir
Gereken bir zamanda hicret derler ay gelir,
.............................................Parlayan yıldız gelir.
*
Dokyanus krallar kralı
Zalimlikte okyanus.
Belalı bir hükümdar
Putlarına sevdalı
............Süre tanır, süre
..............Hem sağına, soluna
.................'Dönün ey gençlerim dönün
..................Girin haydi koluma'
Dese de;
İnanmıştır bu gençler, Yaradan bir, sine bir
Altın tahtlar toz olur, yaşayan yalnızca Bir.
Dönmez, dört yandan ölüm gelse, inanan asla dönmez
İman, bir kutlu ışıktır parlar, çağ söner, iman sönmez.
*
Şehre yakın bir dağ
Dağ ki, kutlu duruşlu
Dağ ki ırmaklı, kuşlu
.................Düştüler dağ yoluna
....................Yolda giderken
........................Rastladılar Kefeştetayyuş adında bir çobana
...........................Çobanın köpeği Kıtmir
.............................Bırakır mı onları
...............................O da peşlerinden...
Yolculuktur böylece
Dağa, dağdaki mağaraya.
Dağ ki ırmaklı, kuşlu
Dağ ki, kutlu duruşlu
*
Mağara mağara, örümceğe ağ, güvercine aşk
Garip çobanların Kıtmir’ine sımsıcak yuva
En görkemli bir saray çile yolcularına,
Mağara, mağara; yürekler kadar geniş
Zamanın gözbebeği, ihtişamlı köşk.
Hicret güneşine düşen serinlik …
Yum gözünü özümün özünde
Karanlıklar çıksın aydınlığa
Çağıralım o kutlu sevgiliyi
Cümbüşü başlasın olur mu; susmasın? !
İçimdeki o mübârek son coğrafyanın…
Örseler kapıları öldürmek için bizi
Hiçbir şey eksiltemez gönülden sevdiğimizi
Ver dizini dizime, yaklaş, duyayım nefesini..
*
Görürsün ki,
Güneş doğduğunda
Yönelir mağaranın sağ yanına,
Ve battığında sol yandan
Ilıman çizgilerle keser-geçer…
*
Kaçtıklarını haber alıp
Gizlendikleri yeri öğrenince
Kral, adamlarıyla gider mağaraya
Taş duvarla ördürür mağaranın ağzını
Maksadı, öldürmektir iman yolcularını.
*
Çevir köhne tarihin, kan damlayan yüzünü
Bakayım bir yüzüne, okuyayım özünü..
Dağlar, kayalar, taşlar, ses verir mi her sese?
Fânidir, gelip geçer; taht, makam, para, kese
Madde neye yararmış, göstereyim herkese?
Çevir köhne tarihin kan damlayan yüzünü
Bıraksın öyküsünü şu çıfıt çarşıların
Mâziyi anlamadan, ağarmaz, gelmez yarın
Efsânesi, destanı, nasılmış ulusların?
Bakayım bir yüzüne, okuyayım özünü
*
Der ki:
En Yüce Kitap meâlen:
“Yıllar yılı mağarada onların kulaklarına vurduk
Derince bir uyku verdik onlara….
Çobanın köpeği kapıda, onlar içerde
Tam üçyüzdokuz yıl uyudular serince…
Döndürüldüler sağdan sola, soldan sağa
Yeri geldiğinde…
Uyudular zamanın ve mağaranın
Serin selvilerle dolu taş yatağında…”
*
Geçer…
….Zaman su,
……..Zaman yel
……….Akar geçer,
………….Eser geçer…
Üç yüz dokuz yıldır bu
…….Hikmeti derin,
………..Bilenler bilir nedir, nicedir
……………Hikmeti
………………Bu geçen senelerin…
Ve
Gene der ki:
En Yüce Kitap meâlen:
“Aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık) .
İçlerinden bir sözcü dedi ki: 'Ne kadar kaldınız? '
Dediler ki: 'Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık.'
Dediler ki: 'Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir;
Eklediler: Şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de,
………..Hangi yiyecek temizse baksın,
…………..Oradan bir rızık getirsin;
……………..Ancak
…………………Oldukça nazik davransın
…………………….Sakın sizi kimseye sezdirmesin.'
*
Konuşurlar, verirler kararı:
Yemliha’nın elbise değiştirerek
……Halini kimseye bildirmeden
……….Gidip gelmesini uygun görürler.
Yemliha, bunu kabul edip şehre geldiğinde
Çok değişmiş bir şehir bulur.
Geçmez elindeki akçe, iş görmez
Ve şaşırır kalır çarşıda esnaf.
………Değişmiştir zaman, değişmiştir devran,
…………..Dokyanus dahi kalmamıştır ortada.
…………….Putlar yıkılmıştır, birer birer
Hemen haber verirler yörenin kralına
Yemlihayı görenler.
……………Düşerler arkasına
………………Bulurlar mağarayı
………………….Mağarada gençler huşu içinde
……………………Mağarada zaman güvercin zikrinde
Şaşkındır halk, şaşkındır görenler,
Çözümü zor bir olaydır anlatılır:
……………..Bir anda görünmez olur
………………...Işıktan elbiseler giyinir, inanan gençler
……………………Göremez madde gözüyle insan
………………….……Bilemez gerçeğini eşya, boyut,
………………………….Akıl erdiremez bu fâni han..
Yedi kuş uçar göğün yedinci katına
Yedi değil ondört kanat şakırtısı boşlukta
Dinleyelim güvercin zikrini,
Yalan söyleyen tarih sen sus da!
…...Kaç ondört asır daha bu öykü
………Anlatılacak bu efsâne işte…
…………Anlatılacak Tarsus’ da…
Mustafa CEYLAN
|
|
|
|
| |
|
|