|
|
|
|
ANADOLU EFSÂNELERİ-7(GÜLCE-Bahçe)
BAYBURT EFSÂNELERİ
*******************
-I-
....Mübeccel Zeynep Ünalan Kardeşime
Dedi:
“yavan bir manzaradan ibaret
yaban dedikleri...
alabildiğine olsa da temiz
ah bir gelip görseniz
herkes nereye gitti dersiniz…
burada
tüm insanlık acı çekiyor olmalı
hatta bu kesin!
toplanıp cümbür cemaat
benim yurduma gidesi vardır
sanki herkesin …” (1)
*
Ekledi:
“Memleketim dağlar ardında kaldı
Nemlendi gözlerim uzağa daldı
Bu ayrılık beni hasrete saldı…
Ah bir atım olsa binsem de gelsem!
Sanki yıllar gecmiş uğramamışım
Aşına ekmeği doğramamışım
Dönüp bir kez daha ağlamamışım
Varıp yağmurumla dinsem de gelsem! ”
Dedim:
………..Sesler duyuyorsan mağaralardan
………..Ağlar kaç asırdır taşı bu yurdun.
Dedi:
“Deli akan nehrim durulmuş derler
Yatağına rahat kurulmuş derler
İnanmadım ama yorulmuş derler
Yorgun sularına kansam da gelsem! ”
Dedim:
…………Ferhat vuruyor kazmayı yukardan
………….Bağlar nice yollar kışı bu yurdun.
Dedi:
“Mağrur kalesinden seyre dalayım
Eşsiz manzaramdan nasip alayım
Dokunmayın bana öyle kalayım
Kendimi orada sansam da gelsem! ”
Dedim:
……………Kâh Aslı Kerem, kâh masalı aşkın
……………Dağlar sevenin sırdaşı bu yurdun.
Dedi:
“Sarıdan bir bina vefa öğretir
Hakk’a ibadete ifa ögretir
Azla yetinene sefa öğretir
Mihrabında aşkla yunsam da gelsem! ”
Dedim:
…………...Mehmetçiği bayraklara sararken,
…………...Çağlar gözünün hep yaşı bu yurdun.
Bil, her sene kışlar çelebiler hey!
Beğlerbeği kursun düşü bu yurdun.
…………...Eğler de gelin nazlıyı yolundan
…………...Eğler, keman eyler kaşı bu yurdun.
Dedi:
“Varmadıkça yurda yarası onmaz
Bedeni gurbette, yüreği dönmez
Burda Bayburtlunun yangını sönmez
Meşhur kışlarında donsam da gelsem! ”(2)
Dedim:
…………...Siz bakmayınız manzaraya yanlış
…………...Bozkurt gibi diktir başı bu yurdun.(3)
-II-
DİKMETAŞ EFSANESİ,
Bayburt’tan yirmi kilometre uzaklıkta
Değirmencik köyü yol güzergâhında
Buğdaylı yol ayırımında duruyor,
Çoruh ile saatleri bir bir
Efsâne efsâne kuruyor.
Baktığında ona herkes
Ot yığını sanıyor.
Adı Dikmetaş’tır,
Asra kardaştır
Bilmez kimse
Ah bilse
Öykü
Bu..
“Bu
Otlar
Zengince
Bir keşişe
Aitmiş” derler.
Çok şiddetli geçen
Uzun kış mevsiminde
Çevre köy çiftçilerini
Zor duruma düşürmüş zaman,
Aman aman, anlatayım aman
Kulak verip dinleyelim ay aman!
Çiftçilerden birisi mecbur kalınca
Hayvanları için ot ister o keşişten…
*
Keşiş önce ot vermek istemiş ise de
Sonra ot isteyen çiftçinin “pek güzel
Kızına, karşılık vereceğim” der.
Bunu da güzel kızına söyler,
Gece sabaha kadar gece,
Ağlayıp, sızlar güzel kız
Eder beddua, eder
Bakın neler neler
Der, türküsünde:
……….. “Estir kaba yel estir
………....Bu gün dağlara destur
………....Gâvurun yığınını
…………Sabahan daş kestür”
Gerçekten
Sabahleyin
Mucize olmuş,
Esmiş kaba bir yel
Güneyden hep güneyden
Sarmış, büsbütün çevreyi
Eritmiş karları, eritmiş
ve otlar meydana çıkıvermiş
Keşişin ot yığını yerine de
Dikivermiş işte bir taş yığınını
Efsânede
….Adı geçen taş yığını
……Halen varlığını
………Muhafaza etmekte
………….Aynı yerde…
*
-III-
EJDERHA EFSANESİ
Bayburttan Trabzon’a
Giderseniz şayet
Nişantaşı(Osluk) Köyünde
Bir dağın eteğinde
Kıvrıla kıvrıla
Yılan gibi
Köye doğru gelen
Tam yüz metre uzunluğunda
Bir taş dizilişi göreceksiniz…
Dikkatli, biraz dikkatli bakın e mi,
Görünce zaten,
Hayret edeceksiniz…
Derler ki:
Gün olur bir ejdarha, kıvrıla kıvrıla
Gelmektedir köye doğru.
Evini terk edip kaçan kaçana…
Fazla uzağa gidemez köyden
Yaşlı bir ana.
Çömelir, korkar, kalır oracıkta,
Bekler ejderhayı..
Bir yandan sığınır Rabb’e
Eder duasını:
……………“Allah’ım ya beni taş kes, ya onu”
Efsâne bu ya işte,
Tam köye girmek üzere iken
Taş kesilir oracıkta ejderha…
*
-IV-
BEN BAYBURT'UM
Ben BAYBURT’ um,
Zengin gönüllü insanların yurduyum...
Ben vatan için, millet için, bayrak için
Can vermeye hazır Türk oğluyum...
Ben BAYBURT’ um
Çoruh’ u taşırım sinemde
Güneşi dans ettiririm
KALE’ deki çinilerimde
Ve zamanı belirlerim saat kulemde...
Selçuklu otağı göğsümde kurulu
Ulu Cami’ de
Namaza durmuştur sultanlar
Osmanlı ordusunun
Bendedir ekmeği, unu...
Kop Dağında akan
Özgürlük çeşmesi benim
Soğanlı dağlarına koşan atlar bende...
Şehit Osman, Ahmet-i Zencani,
Kutlu Bey, Güneşli kümbetimle
Tarihi yansıtırım göz aynalarınıza,
Baksanıza...
Nice güzeller dolaşır göremezsiniz
Taşhan’ ın koridorlarında,
Pulur Medresesinde okur,
Okur da göğe yükselir evlâtlarım,
Halde’ li esnaflar besmele çeker
Aydıntepe Yer altı şehrimde
Ah bir bilseniz! Ah bir bilseniz! ..
Ben BAYBURT’ um,
Dağların, suların şehriyim
Ben büsbütün Anadolu’ ya,
Ben yeryüzündeki her Türk’e
Can hemşehriyim...
Ben BAYBURT’ um,
Kemer, Soğanlı, Haldizen, Kırklar
Köse, Coşan, Kop,
Otlukbeli, Divanyurdu
Nedir bilir misiniz?
Duydunuz mu türkülerimi?
“Bu dağda maral gezer
Zülfünü tarar gezer
Can maral, ay balam
Dağ bizim, maral bizim
Eller burda ne gezer?
Can maral ay balam”
Diyen türküleri söylediniz mi hiç?
Gel dağlarımın sesini duy,
Gel destanını oku kahraman Türkün,
“Nehirler gazidir, dağlar kahraman” Diyen şair
Bana söylemiştir o dizeleri
Gel işit beni, gel kurbanın olam!
Ben BAYBURT’ um
Balıklı göl, Atlı göl’ üm de geceleri
Ay yıkar saçlarını,
Gökçedere, Akçar, Sorgunlu
Ve Yıldırım derelerim
Sevgiyle Çoruh’ a sokar avuçlarını...
Gelinlik kızlarım, ruhunu,
Yüreğini, can evini
Nakış nakış, desen desen işlemiş
Kilime, seccadeye...
Bahar gülüşlüdür analarım,
Ayyıldızlı bayraktan başka yere Çevirmez babalarım
Göz uçlarını...
Ben BAYBURT’ um
Tel helvası çekilir,
Çekilir de halka halka çevrilir
Tadsa tadların en güzeli ağzınızda
Damaksa zevklerin özeli damağınızda,
Ayranlı çorba, süt böreği
İmir dolması, lor dolması
Bir de ekşi lahanayla, gendirme pilavı
Hadi “hücum! ” kaşıklarla
Yemeklerin hasına...
Cirit bende, Ata barı benim
Sevdaların en kutsalıyla sevdalıyım
Vatan haritasına...
Ben BAYBURT’ um
Şu dünyada dilencisi olmayan
Tek yöreyim
Lâkapsız anılmaz insanlarım
İsterseniz bir kaçını hatırlatayım:
“Kör Zaki’ nin oğlu Binali
Böğreğin oğlu Sıtkı
Gadık’ ın oğlu Zihni
Dereli Bayram’ ın oğlu Necati
Ve davulcu Osman ve niceleri”
Kim mi bunlar?
Niye mi söylüyorum isimlerini?
Bunlar kahkaha makinesidir de ondan
“Kırk yalancılar” denir bu ekibe
Doğru söyleyene
En büyük cezayı verirler haa!
Alimlerim, aydınlarım, şairlerim
Devlet büyüklerim,
Tarih yazan yiğitlerim var,
İsimlerini saymaya kalksam,
Sayfalar tutar...
Haa unutmadan deyiverem:
Her yöre gibi benim de delilerim var
Ali Seyit, Esık, Kını, Ferhat, Kırzıklı Süleyman
Siz gördünüz mü hiç mal pazarında Belediye çavuşu Ağıç’ ı
Bir elinde değneği,
Ötekinde pantolon lâstiği...
Ben BAYBURT’ um
Kırkgözeler, fincan içinde kır havasında
Bayburt tavası yediniz mi?
Cemil Kamber’ le tabut içinde,
Kamyon kasasında
Yolculuk yaptınız mı acaba?
“Kayserili ticaretten,
Bayburtlu muhabbetten” anlar Hemşehrim,
Galli Şeref’ e piknik akşamında
“Büyük kaşığı ver hele, biz de ölek Gardaş” dediniz mi?
Demezseniz, yandınız gitti bilin,
Aç kalırsınız...
Ramazan akşamlarında sekiz çocukla
“Tukara gördüm” oynayıp,
Oyunda “ebe” oldunuz mu?
Ya elinde palaskayla
“Herkes benim gibi olsun” diyen
Birisini karşınızda buldunuz mu? ...
“Herfene” buluşmasında “yenge” olup Bahşiş verdiniz mi?
Bu töre, bu hoş görü, bu sevgi benim
Daha, daha niceleri var,
Öğrenin- bilin derim...
Ben BAYBURT’ um
Zihni’ m var asırlardır saz çalar,
Çalar da peşinden gider nice ozanlar,
Ataların atası Dede Korkut
Nerede söyleyin?
Yakup Abdal, Veysel Efendi, Uzun Gazi,
Şaban Veli, Halit baba
Hepsi hepsi bende değil mi?
İkinci Plevne savunmasını yapan
Kop şehitleri,
Bamsi Beyrek, Abdulvahap Gazi Bağrımda uyur...
Bir türkü söyle delip geçsin zamanları,
Türkümüzü yeryüzüne,
Gökyüzüne duyur...
Bir efsane anlat, sabah ezanında
Secdeye varsın ağaçlar
Ve ağaçlara bağlasın yemenisini
Fahriye Sultan...
Ben BAYBURT’ um
Tarih, kültür, doğa bende
Beni yaşa, beni yaşat hemşehrim!
Yüreğinin içindeyim biliyorum,
Cümlenizi, genç, ihtiyar, çoluk, çocuk
En haşmetli kale burçlarımla
Çoruh kenarında
Bekliyorum...
Bekliyorum...
Mustafa CEYLAN
(1) ÜNALAN, Mübeccel Zeynap; 'ÖZLEM' başlıklı şiiri
(2) ÜNALAN, Mübeccel Zeynep, 'MEMLEKET ÖZLEMİ' başlıklı şiiri
(3) Hece Aruz=Gülistan(GÜLCE Nazım türü) (Fâîlatü-Fâîlatü-Feîlün)
|
|
|
|
| |
|
|